Yeni Moda : Film replikleri



-Ey güzel kız seni seviyorum bunu anla !

- Nasıl yani ?

-Ihm..Bir dakika beklemelisin şimdi birkaç film repliğine bakıp geliyorum..


  Bugünlerde böylesine bir anlayış seziyorum bakındığım ortamlardan. Üretkeni bırakın hantallığı bile özenmekten sakınıyoruz.Dipteyiz. Hatta sanki hiç çıkamayacağımız derinliklerde nefes almayı beklercesine. Bu öncesinde de var olan bir şeydi şayet. Kötülemiyorum..Ezmiyorum .Şuan değindiğim tek sonuç bunun  bir neden olarak kullanılıp yan gelip yatmamız.

  Hoşunuza giden birçok şey sizin yaşam felsefeniz olarak belirlenebilir. Hatta özenebilirsiniz de . Taklitini de yapabilirsiniz. Buralara kadar bir sorun oluşmuyor çünkü insanlar kademe kademe ilerler. Bunlar onların emekleme aşamalarıdır itinasız. Sorun..Sorun..İşte sorun.

  Buradan sonra halat kopuveriyor. Fazlasıyla bunlara alışmak halatın ipliklerini gevşetiyor. Özellikle bunu internet ortamları sağlıyor. Günümüz de birçok  film replikleri paylaşan blog-site-facebook grupları –twitter hesapları mevcut. Konumuzun ana bölümü tam olarak buradan oluşuyor işte.

Peki ne işe yarayabilir bunlar diye sorarsanız..

İzlediğiniz  filmden küçük  bir kesit  hayata dair büyük izler taşır. Filmleri izlemek için üç neden vardır :

1-      Size bir şey katması amacı ile izlenir

2-      Can sıkıntısından, hobi niyetine izlenir

3-      ''Ben izledim arkadaş'' havası içinde izlenir

Sanki deminki şıklarda bir yanlışlık sezdiniz.

Gösteriş güzel değildir edindiğim sonuçlardan bakılarak. Fakat  özellikle gençler kendini daha  bir şahşalı göstermek amacıyla bu yöntemi  kullanıyor. Örneğin ..Birisinin facebook duvarına giriveriyorsunuz sıra arkası kesilmeyen repliklerle dolup taşıyor resmen. İlgi çekebilecek tek sözler şunlar oluyor .

‘’ Ay ne romantik çocukmuş ‘’ veya ‘’ İşte felsefeden anlayan kız budur’’ gibisinden uzar ve gider. Üretkenliğe giriş yapmamın nedeni insanlar kült ve modası geçmiş şeyler değildir.Arada bir bende paylaşmıyor değilim. Sorun burada değil henüz. Bunu hiç bitmeyecek bir şekilde tekrarlamak oluyor.

Kendiniz yazabilirsiniz, bunlara insanlar her ne kadar karşı olsalarda. Aldırış etmenize gerek yok. Önemli olan neler hissetiklerinizi karşı tarafa olmasa bile kendi içinizden atabilmek olmalı. İdeal fikirlerinizin önüne bir duvar inşa ediyorsunuz düşünmeksizin.



‘‘ Bende gerçekten mutlu olmanı isterim  ‘’

Aşkın 500. günü /

Böylesine bir şeyi paylaşabilirsiniz , fakat karşınızdaki kişi ile kendi repliklerinizi kullanarak onu etkileyin . İnanın böylesi daha hoş olacaktır...


Yazarı ;
|
 
 
Beni dışarı çıkartmayın!

Bazen..bazen.Oturdukça insanın günün karanlığına kadar evinde hapsolası gelir.Dışarıda dolu-dolu gezen gençler buna kıyasla anlam veremezken bizim gibiler için günün en eğlenceli programıdır evde tıkılıp kalmak.Onların düşüncesi ‘’yahu insan bütün gün evde ne yapabilir ki?’’. Bizim gibilerin savunması ise evden yapılacaklar listesini sonsuzmuş gibi göstermek olur.

Peki siz ne yaparsınız ?

Kendimden örnek vererek başlamak istiyorum.Benim için evde tıkılıp kalmak gibi bir terim yoktur.Var olsa dahi ben onu ve onu savunanları pek önemsemem.Nasılsa gezmeyi ,tozmayı seven milletin’’ bu gerçek hayattır ‘’diye tanımladıkları benim içinde ters orantılı olarak geçerli.Ev ortamı sınırsız kapıları olan bir koridor gibi.Birini tutup açtıkça daha çok kapıları olan koridorların yüz önüne çıkmış oluyoruz.

Kendimi asosyal olarak tanımlamıyorum..Bana benzer arkadaşlarıda öyle .Sadece neler hissediyoruz size dolaylı anlatmak istiyorum.


Kapının zili mi çaldı? Eyvahhh!!!

Evden çıkmak istemeyenlerin aklında beliren ilk şey budur.’’Acaba komşu mudur? Yoksa beni dışarıya çağırabilecek bir arkadaş mı?’’.Bu düşünce kapıyı açmama yoluna kadar sadistçe ilerler durur.Hatta kendi kendimize kadar konuşmuşluğumuz olur..Ben mesela çoğu zaman istemsiz bir biçimde bunu yaparım;


-Kapıyı açarsam?

-Ne mi olur ? Sokağa çıkmak zorunda kalırım..O kadar vaktim yok.

-Veya canım istemiyor evet kesinlikle canım dışarı çıkmak istemiyor.

-Tamam! Arkadaşım çıkarsa ne bahane uydurayım?

-Kardeşime bakıyorum derim? Hayır olmaz! Annem evde

-Bu olmaz..Şu olmaz…



Aslında kapıyı millete açıp hep bunu yapmak istemişimdir..


 

 -Elveda, seni sayko pislik..
Demin galiba asosyal değiliz yazmışım.Düzeltiyorum . Biz aslında dünyayı katletmek isteyen bir grup asosyal manyaklarız.Evet..Kapımıza gelen herkesi bir şekilde ortadan kaldırmak istiyoruz..

İşte ben buna hak ihlalı derim.Biz evde otururken kimsenin önüne çıkmıyoruz fakat onlar dışarıda gönülleri bol eğlenirken, kapımızın önünde kamp kuruyorlar.Bazılarımız var ki  kendi isteği dışında evinden koparılan bedenler.İşi ne trajediye soktum değil mi? Diğer bahsettiğim dışarıda bitenler grubu içinse bunun tam tersi örnekleri mevcuttur.Eve çağırırsınız hep bir bahane bulurlar , işleri çoktur ve onları bir türlü evinizin yoluna sokamazsınız.Size yemin ederim bir iş adamını sokakta görseniz ve bu kadar ısrar etseniz kesinlikle eve gelmeye ikna edersiniz.


Yani diyeceğim budur(Evde oturan gruplara hitaben);

Bugünlerde kapınızın önüne sizi dışarıya davet etmek üzere bir veya birkaç arkadaş gelirse onlara benim yapamadığımı yapın.

Kelimenin önüne sayanora ekleyin  vee.
. –Sayanora..seni sayko pislik..

Son hatırlatacağım mesele ise çok önemlidir(Erkeklere hitaben) :

Not: Kapıdaki bir kızsa muhakkak dışarı çıkın .



Yazarı ;
|
 
 
Yemek yakma kabiliyeti

İki yumurtayı bile kıramıyorlar yahu. İlla yanlarında oktay usta felan mı olacak.Cidden yeni nesil çocukları böyle.İnsanlar imkansız olan şeylere çok özenirler. Ben kundura ayakkabı giyen insanlara Süpermenmiş gibi bir bakış açısıyla bakarım.Burada ise aynı mantığım çalışıyor..

İnanılmaz bir şey değil mi?

Aslında kimse süper yetenekli değildir bunu biliyorum fakat asıl anlamadığım konu bazı insanların iki yumurta bile kıramaması.Çok konuşurlerken buna şahit oldum.

-Ay pilav nasıl yapıyorsun ya ben daha yumurta kıramıyorum..

-Aslında çok kolay ilk önce  1 bardak pirinçi ıslatıyorsun..ardından..

Burada komik olan iki türlü husus var aslında. Birinci husus arkadaşın yumurta bile kıramıyor olması ki ben oradayken .Yanımdan, alışverişten geçen ve poşetindede şans eseri  yumurta olan bir amca olsaydı ki.Büyük ihtimalle elimi poşete cumburlop sokar yumurtalarla arkadaşın kafasında omlet yapardım .

İkinci komik etken iki saat bu pilavın yapılışının anlatılması.Sanki çok matah bir şeymiş gibi .Affedersiniz arkadaşlar ama benim 9 yaşındaki kardeşim bile nasıl yapıldığını bilir ki  konu gelmiş koskoca gençler bunun tartışmasını yapıyor.Böyle diyorlardı sanırım ‘’yaşamayın ölün o zaman’’.

Ben bunun sonucunu babalar gibi yaylanmaya bırakıyorum.Eğer yaşın gelmişse 18-20 ve sen halen 2 yumurta kıramıyorsan bu çok üzücü bir şey. Aslında insanlar ne yaptıklarından, ne olduklarını belli ederler diye bir teorem var.Bunu tam olarak böyle işlerde anlayabiliriz.Demek ki bu insan hayatı boyunca kendine ilişkin bir şey yapamamış hep başkaların sırtından geçinmiş .Üzücü biliyorum.. Konuyu biraz daha ürkütmek istiyorum..


-Vahşi doğanın vahşi şartlarını öğrenmemiş ..

Bu yazarda takmış yumurtaya diyorsunuz.Evet taktım ..Sorun yumurta değil.Sorun onubahanne etmem .Çünkü bu yemek bile sayılmıyor.Sadece yumurtayı 1 bilemediniz 2dk ısıtıyorsunuz.Bütün olay bundan ibaret.Benden yemek  yapma bilmeyenlere küçük bir öneri sunağı olsun .Eğer karşınıza üç dilek hakkı çıkarsa birisiyle kesinlikle yemek yapmayı öğrenin böylece birazda siz marifetlerinizle böbürlenebilirsiniz..

Yazarı;
|
 
 
Nasıl Çalışalım ?
Öğrenci olmak hakikatinde oldukça zor bir şey . İnsak olmak bile bu kadar zor günümüzde..Hepimizin bir beyni ve onun içindeki bir yığın düşünceler mevcut .

Bunlar böyle zaten.. Yolda,evde veya televizyon izlerken dalan bir gençlik , insaniyet olduk ..Televizyonu düşünmek için kullanıyoruz..Eskiden hiç bir şey bu kadar yoğun değildi.Günler geçtikçe dünya geliştikçe bizim sorumluluklarımız artıyor.Durum malesef böyle olunca vakit daracığımız kısıtlanıyor.İnsanlar tembelleşiyor..Kendimi örnek vermek istemiyorum ama mecbur kalacağım sanırım (ıhım ıhım u.u)

Sabah kalkıyorum onu yap ,bunu yap .Okul- ev ikilisi hayatımın çoğu zamanımı alıyor malesef.. Eve geldiğimde ise yorgun argın elimi bacağımı bile kıpırdatamıyorum .Bir bakmışım akşama kadar uyumuşum oha diyorum.Acilen kalktığım gibi iki üç satır bir şeyler yazıyorum ..Genelliyle en büyük hobim resim çizmek onu kaç aydır bir köşeye savuruyorum çünkü vaktim dar.Önümde duran sınavları düşünüyorum, masamı hıphızlıca hazırlarken iki üç test koyuyorum önüme .Birinci soruyu çözdüm..İkiye geçtim çok zor geldi..aradan 50 dakika geçmiş ve ben halen 2. sorudayım .Bu 50 dakikalarda ise yapamadıklarım içimde kalıyor düşünüyorum. Ah keşke bu 24 saatlik zaman dilimi iki veya üç katı olsaydı ..

''Biriken..Biriken...Biriken bir yığın iş '' Ve gelen tepki doğal olarak   ''Nalet Olsunnnnnnnnnnnnn! ''Tabi bir işi olmayan ,evde kös-kös oturanlarıda bilmem hoş..Ama onlarında zamanı hızlıca geçiyordur sanırım.Dertsiz -tasasız birisi olmanız gerkli ders çalışmak için.Ben henüz öyle birini bulamadım.Yani gözlemlerim sonuçunda bir kanıta vardım..

Eğer bir kişi ders çalışmak için çabalıyorsa çalıştığı verimin %50sini alır yada almaz. Düşüncelerinizi kontrol edemessiniz .Bu yüzden ne diyoruz düşünmek başarmanın -%50 sidir ...

Bir şey aklınızda depreşmeye başladığı zaman resimdekini uygulayın %20 sonuç verir emin olun :)
 

 
 
Start blogging by creating a new post. You can edit or delete me by clicking under the comments. You can also customize your sidebar by dragging in elements from the top bar.
 

    Author

    Write something about yourself. No need to be fancy, just an overview.

    Categories

    All