Sizi leylekler getirdi ! 



Bu yazımı benden rica üzerine , sevgili bir arkadaşım için yazıyorum.

Benim anlatacaklarım daha doğrusu yazacaklarım onun düşüncelerini olumlu veya olumsuz etkileyebilir. Biz yine de olumluları ele alalım ^^

 

Hikaye şeklinde anlatmak daha uygun olur diye düşünüyorum..

Yalnız bir çocukluk geçirdim. Aslında hiçbir kardeşim olurmu düşüncesine kapılmadım. Ufak hayallerde yer verdisem bile kesinlikle benim gibi bir erkek olmalıydı. O ufak hayaller bir gün gerçeğe dönüştü. Altı yaşında kenar koltukta ayıma sarılmış bekliyrordum. Bu sefer hastanede..Gerçi yine yalnızdım. Çok uzun sürdü bu bekleyiş, hani benim beklediğime değecek şey! Bu muydu yani ? Sarışın bana pis pis gülücükler saçan bir kız. Tamam bir erkek değildi. Ama nedense bende ona gülümsemiştim..

Aradan birkaç yıl geçti . Her şeye sahiptim. Her güzel şeye . Her oyuncak benimdim fakat artık yarı yarıya. Biraz nefret kapladı içimi. Kardeşimden nefret ediyordum halbuki ismini bile ben koymuştum , onun. Onu çamaşır makinesine tıkarken anladım. Hala bana gülümsüyordu..Beni kandırmayı başarmıştı. Abisini.

İşte o zaman bir kardeşin insana ne hissettirdiğini anladım . Güven veriyordu gülümserken , dert açıyordu başıma durduk yere ve beni güçlü kılıyordu. Ayrılmaz bir parçamdı artık inkar edemezdim. Makineye de tıkayamazdım çünkü eşek kadar oldu..




Tek birtanesi var sanıyorsunuz değil mi ? Tam üç taneler. İkisi peş peşe doğdu bir nevi kız –erkek ikiz sayılırlar. On iki yaşımdan beri onlara bakarım. Hayatım beklide yorucuydu. Sonuçta on iki yaşında üç çocuğa çok sıklıkla bakmak ‘’yemeklerinden altlarına ‘’kadar kolay iş değil doğrusu. Ama çocukken ben kendimide onlarla birlikte büyüttüm. Millet dışarıda oynarken ben hep meşgul adamı oynadım.

Kızmıyorum hatta şükür ediyorum. Tamam, iki kardeşten fazlasını düşünemedim. Çünkü en büyük olmak, en büyük sorumluluğu omuzlara yükler. Bir gecede huzurlu uyursanız şanslısınız.

Abi veya abla olmak..Kardeşe bir şeler bırakmak demek . Mani veya maddi olarak. Tabi birazda teroristlik estirme hakkını elinizde tutuyor. Artık hepsi boyum kadar oldular. Tabi birazda itatsizkarlar. Bu işi de ustalaşmış tekwando tekniklerim ile çözüyorum u.u

Onları kollarımın arasına alınca hep aynı şakayı yaparım :

-Aslında sizi kim getirdi biliyormusunuz ?

Hepsi biraz ağzı açık heyecanla şaşırırlar ve cevabını beklerler. Klişe bir cevaptır ama hep çocukları düşündürtür.

-Tabiki de şurada ki leylekler.

Ve aralarından kendini bilmiş birisi çıkar :

-Peki  seni kim getirmiş abi ?

Biraz düşünürüm ve geçmişi hatırlamaya çalışır gibi davranırım :

-Ben mi..Şey..Ben hastanedeyken küvezleri bilerek değiştirdim..

Hepimiz birden güleriz.

Atsan atamıyorsun , vursan kıyamıyorsun. Garip bir duygu henüz ,bende çözdüm dersem yalan olur. Ama sonuçta leylekler onları bize bırakmış , bakmamazlık olmaz..



Yazarı;
|
 
 

Dll-Shiro Nasıl Biridir ? 

Geçenlerde tam anlamıyla tanışma fırsatı bulduğum. Bayadır tanıdığım ve her gün beni aramasının borçlu olduğum bir dostum. Esrarengiz bir başlık açtım ki girip yazıyı okusun diye biraz üşengeçtir kendisi çünkü >.<

Gerçi bende öyleyim. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş derler ya aynen öyle diyebiliriz buna onun fikirleri ve benim fikirlerim asla ayrı düşmüyor. Hatta bazen şüpheleniyorum bu çocuk benim kopyam mı diye? Şöyle bir göz savıyorum etrafa hemencik. Neyse.. Kendimi över gibi oluyor burası onu tanıtayım.

Ben tarihlerde veya sayılarda  iyi değilim kendi doğum günümü bile karıştıran biriyim o yüzden kaçında tanıştık bilemiyorum ama sanırım 1,5 veya 2 sene olması gerekiyor tanışmışlığımız. Üstünde ilk gün ne vardı diye sormayın..İnternetten tanışmıştım çünkü :D

İlk inadım yüzünden biraz didiştik sonraları birbirimizi ekliyor ve siliyorduk . Birgün tekrar birbirimizi ekledik ve bana bir şiiri nasıl tamamlayabilirim diye sorarak bir örneğini yolladı. Öyle böyle kaba kaba –yavaş yavaş arkadaş olduk. Şimdi ise bu noktaya nasıl geldik gerçekten şaşırtıcı.  Herhalde o zaman biraz ergendim. Öyle umuyorum. Yoksa şimdi ki düşüncelerim ile birisi benimle arkadaş olmak istese dış analiz yapar ve gerçekten anlaşabileceğimi düşünürsem neden arkadaş olmayayım? Tabi o zamanlar biraz fazla gurur işi tetikledi durdu .

-O atasözünü yazmamı bekliyorsanız ..Beklemeyin yazmayacağım :D

Kişilik analizine geçiyorum ;

Dış görünüşü mühim değil  önemli olan insanın iç güzelliği deyip başlıyorum.

Neşeli –duyarlı ve durduk durmadık çoğu şeye kafasını takan bir insan olmakla beraber sayı hafızası çok güçlü T.T Valla buluştuğumuzda o hafızaya hayran kaldım . Ben daha yaşımı aklımda tutamazken o neler neler hatırlayabiliyor inanamazsınız. O yüzden onunla konuşurken dikkatli olun . Unutmaz . Şeytan gibidir hahaha =D

Onu sevmemin en büyük nedeni arkadaşlarına gerçekten değer veriyor olması. Bu zamanda birisiyle altı ay bile arkadaşlık yapamıyorsunuz. Hepsi çıkarcı veya sizi sadece bir otobüs durağı olarak görüyorlar.  Oysa o, sizi sıra sıra durak değiştiren o otobüse binmeyi tercih edenlerden. Ve durak sonuna gelse dahi o otobüsten inmiyor. Sadece biraz daha destek olabilmek için. Böylesine kaç dostunuz var?  İşte! Benim bir tane var. Bu yüzden hayatımdaki bütün olumsuzluklara rağmen bana destek çıktığında onları unutuyorum. Ve ona çok şey borçluyum.

Şimdi liste şeklinde bir şeyler verelim..

Sevdiği renkler : Beyaz , Mavi arası değişiyor. Ama beyaza takıntılı birisi .

Sevdiği oyunlar : Rpg tarzı – yu-gi-oh ! da seviyor. Beni yenmişti -_-

Uğraştığı hobiler : Çörek –börek onları geçiyorum  ustadan korkuyorum u.u .  Resim çekmeyi baya baya seviyor hatta ona bir ara fotoğraf makinası almasını söyledim gerçekten sevdiğini biliyorum çünkü. Ama ondan ayrı anlam yüklü fotoları bulmaktan çekinmiyor özellikle anime kareleri. Sözlere aşırı düşkün benim gibi o.o Videolara encode’de yapıyor ayrıca elinden her iş geliyor bunu >.<

Nefret ettiği şeyler :  Ergenler başta olmak üzere bu yeni nesilden kesinlikle nefret ediyor . Daha doğru ediyoruz. Ayrıca şu şeftali veya domates kabuğu olurya içine bir ürperti giriyor derken bunu ben . Berberlerden nefret eder  :D  Fazla deşifre etmiyorum şimdi :D .

Daha neler neler..

Ha son olarak . Onunla telefonda konuşurken çiçağamm diye bir lakap takmıştım. Gerçekten eğlendiğim bir lakap. Ayrıca
badem de diyorum . Ama bunu duyunca beni vurası geliyor orası ayrı :D

Bu benden sana gelsin çiçağamm..


Ay çok romantik oldu şimdi :D hahaha!


Dipnot:

Daha şu boncuklu tabancalardan alıp seni vurucam unuttum sanma :D 


 

 
 
İlk Elde Edilen Özel Anılar


Kafama bugünlerde bir çok şey takılmakta, ne gibi şeyler mi dersiniz..Aslında bende pek bilmiyorum. Ne yapmam gerektiğini ,neye yönelmeye çalıştığımı umursamamış bir hal içerisindeyim. Sizde de yaşanılıyor mu bilemiyorum, lakin  şuanda böhöm bir hayatın zirvelerini her ne kadar  sıkıcı adımlarla tırmansam dahi bu sıkıcılığı geçmişimde kazandığım neşeli anılarla telafi etmekteyim.

Genel olarak iki- üç arkadaşımla sohbete tutuştuğumuzda konu bugün oynanan maçlara veya şu gothik kızlar ne yapmış olayına gitmiyor inanın. Sorun eksik kalan yanları dolurmakta. Hayatlarından şikayetçi olan gençlerdensiniz diyelim veya onlardan bir kaçı arkadaşınız da olabilir. Bende bir ara hayatımdan şikayetçiydim, ardından bunun ne kadar yanlış bir şey olduğunu er-yada geç anladım.





Picture


--Onların dertlerini dinlerken sizde aynısını düşünmüş olabilirsiniz ..


Not : Supernatural dizisi severlere resme hitaben ‘’ Castiel böyle bakabilir , buda size koyabilir.. ‘’ :D  -Sayfanın ergen yazarı-Neyse ki işin espirik yanınınıda kullandıktan sonra konuma devam etmek istiyorum..

Ne düşünmüş olabilirsiniz ? Mesela
‘’hayatlarında ani bir değişiklik olsa, veya öylesine özel bir anı yaşasalar kim bilir bu kadar şikayetçi olmazlardı ‘’  bunun gibi bir şey mesela onların sendromu.Olay bu  kadar kötü değil, ayrıca kötü bir şeyi de vurgulamıyorum doğrusu. Temmeniyle anlatmak istediğim olay geçmişlerinde veya yakın geleceklerinde halen özel anılara sahip olmadıkları veya onları birdaha hatırlamamak üzere hafızalarından sildikleri.

İşin sonucunda insan kaç yaşına gelirse gelsin geçmişinde onu neşelendirebilecek bir şey mutlaka bulur. Bunun illa iyi bir şey olması mı gerekli derseniz bütün kararlılığım ile şüphesiz
‘’hayır ‘’ diyebilirim. Biraz üretken olmanızda fayda var. İyi anılar gülmek için , kötü anılar hep ağlamak için mi ? Hayır..Hayır..Bazı düşünceler tam tersinedir.

İnsan her daim  iyi olandan kötüyü çıkartıyorsa bunun tersine durumlarda mevcuttur o zaman. Ben bunu oyun hamurlarına benzetirim. Hepimizin geçmişi öğütülmemiş hamur gibidir. Çocukları onlarla oynarken gördünüz mü ? İşte ben tam olarak bundan bahsediyorum.. Onu nasıl hayal edip ,şekil vereceğinize siz karar veriyorsunuz.
Çocuk olmaya ihtiyacınız yok . Sadece biraz düşlemeye vakit ayırmalısınız .

Bir örnek de kendi hayatımdan sizlere sunmak istiyorum .

Kötü olandan iyiyi çıkartmak bu değil midir ?

Sekiz veya dokuz yaşındayım sanırsam. İlginç bir hikayesi vardı bu çantamın bir o kadarda üzücü ve neşelendiriciydi. O zamanlar Türkiye’ye geçiş yapmadan evvel Almanya’da oturuyorduk . Annem Türkiye’ye arada sırada işi için gidiyordu. Tabi bende sıkı bir Dragonball hastasıydım hemde nasıl bir hastası :D Almanya’da bu tür çantalar bulunmaz değildi . Fakat bizim semtimize yakın değildi. Yerleşik halk oldukça yeni moda sırt çantaları kullanıyordu. Annemden ise onu o kadar çok istemiştim ki. Bir aralar sadece böyle bir çanta için kahvaltıda meyve suyuna dört beş kaşık tuz atarak suikast düzenlemek de geçmedi aklımdan . Hatta yaptım galiba , evet şimdi hatırlıyorum popoma yediğim tahta kaşık darbelerini :D

Neyse.. Annem Türkiye’den dönüşünün sonucunda bu dikdörtkensi Dragonball çantasını önüme getirmişti.İlk başta havalara uçmuştum. Benim için önemli olan onların resimlerini düşünerek  her sabah uyandığımda ‘’ Selam yavuzcuk ! Hey selam adamım ! ‘’ demeleriydi.



Fakat işin rengi okula gittiğimde değişmişti . Herkesin srtında bavullar benim ise sırtımda koskocaman dikdörtgensi bir kutu ! Dragonball animesini seven çocuklar bu çantayı benden çalmayı hedeflemişti ,benimde onlarda olsaydı yapacağım gibi :D  Diğerleri ise benimle bir epeyli alay ettiler küçücük bu çocuğun duygularıyla oynadılar ..

Ama şimdilerde, bu yazıyı yazarken bile.. Çantamı tekrar kucakladığımda,size yemin edebilirm ki onunla tekrar okula giderim ve bundan biraz olsun bile utanmam . Çünkü bu bulunası zor bir şey di .Her ne kadar kötü ve üzücü olsa da .  İlk elde edilesi özel anılarımdandı  =) 

Amacım bu anıyı anlatıpta övünmek değil  anıların size kazandırdığı o muhteşem değeri tekrar göz önüne serebilmekti. Umarım onları hatırladıkça kalbinizin derinliklerinden  tekrar gülümsersiniz ..

Yazarı ;
|